Tanışıyor muyuz? | British Council Türkiye

Tanışıyor muyuz?

Küratör: Ulya Soley

Sergi, British Council Koleksiyonu'ndan portreler aracılığıyla, portrenin kalıplaşmış değer yargılarını sarsan gücünü keşfediyor.

Tanışıyor muyuz? sergisini ekranı sağa ve sola kaydırarak panoramik olarak gezebilirsiniz.
ÖDÜLLÜ MİNİ QUİZ'E KATILMAK İÇİN TIKLAYIN
Frank Auerbach
JYM'nin Başı III (Head of JYM III), 1980

Ahşap üzerine yağlı boya, 61 x 71,1 cm, © Frank Auerbach, Marlborough Fine Art’ın izniyle
'Üst üste sürekli aynı başı çizmek yabancılaşmaya sebep oluyor, tıpkı bir aile tartışmasının ortasında gerçeği bir anda ağzından kaçıran insanlar gibi, nihayetinde eserin özüne ulaşıyorsunuz.'

Frank Auerbach her akşam ve bazı sabahlar, en az iki saat boyunca stüdyosuna gelen modellerin portresini yapardı. Modelleriyle benzer şekilde ilişki kuran Lucian Freud'un iyi bir dostuydu. Auerbach’in portreye yönelik disiplinli yaklaşımı, ressam ile model arasındaki iktidar ilişkisini öne çıkarıyor. Yüzü, çok kalın ve dinamik fırça darbeleriyle belli belirsiz resmedilmiş Julia Yardley Mills’in profesyonel bir model olması, poz vermek için para almasının kendisi için ne anlama geldiğine dair bazı sorular uyandırıyor. Auerbach'in, özellikle 1986 Venedik Bienali'nde Britanya'yı temsil ettikten sonra sergilediği eserlerin yüksek fiyatlara rağmen yok satması, bu eseri geleneksel anlamda portresi yapılmayacak birini resmetmesi yönüyle de ön plana çıkartıyor. Auerbach modelini, bu bağlamda çalışanını, iktidar sahibi pozisyonuna koyarak kimin portresinin yapılması gerektiği fikrini irdeliyor. Bu tabloda neredeyse soyut, tanınmayan bir figür yaratarak ve görünmeyeni görünür kılarak ham gerçeği sergiliyor. 
Lucian Freud
Gül Tutan Kız (Girl with Roses), 1947/48

Tuval üzerine yağlı boya, 106 x 75,6 cm, © Lucian Freud Archive, 2014. Tüm Hakları Saklıdır. Bridgeman Art Library
'Cennet gibi olana dair korkum ve görsel olarak gözlemlenebilen gerçekleri kaydetmenin değerine yönelik artan farkındalığım beni tanıdığım insanlarla çalışmaya itti. Başka kimin portresini böylesine bir derinlikte resmedebilirim?'

Gül Tutan Kız tablosu, ünlü heykeltıraş Jacob Epstein ile model ve aynı zamanda 1920'lerin ortalarında Londra sanat camiasının tanınan yüzlerinden olan Kathleen Garman'ın kızı, Lucian Freud'un eşi Kitty Garman'ın portresidir. Kitty, beş yıllık evlilikleri boyunca Freud'a modellik yapmıştır. Bu eserde kocaman gözlerini sanatçıdan kaçıran Kitty, bedenini çevreleyen ve belirsiz arka plandan sıyrılmasını sağlayan parlak bir ışıkla öne çıkıyor. Freud, modelleriyle uzun zaman aralıklarında ve saatlerce çalışmasıyla biliniyor. Uzun bir süre boyunca Freud'a modellik yapmış Martin Gayford, sanatçıyla ilgili şöyle diyor: 'Diğer sanatçıların resmettiği idealleştirilmiş insan formlarına meraklı değildi. Freud gerçeği tercih etti ve insanların ne iseler o olduklarında portreye bir ağırlık ve yoğunluk kattıklarını düşündü. Tüm bu pürüzsüzleştirilmiş kusursuzluk belirli bir hafiflik içeriyor. Freud, kanlı canlı olanı seçti.' Bu portrede Kitty hiçbir şekilde idealleştirilmemiş ve eserin başlığı da sanatçının eşini resmettiğine dair bir ipucu vermiyor. Dönemin en önemli portre ressamlarından biri olan Freud, modelin kimliğini daha yoğun bir düzeyde yansıtan bu derinliği elde edebilmek için yakından tanıdığı bir yüzü resmetmeyi tercih etmiştir.
Craigie Aitchison
Chris Ogidih'in Portresi (Portrait of Chris Ogidih), 1998

Tuval üzerine yağlı boya, 50,8 x 40,6 cm, © Courtesy of the Artist / Bridgeman Art Library
'Portrede karşınızdaki insanı tuvale aktarmaya çalışıyorsunuz. Elimde olsa onların izini sürerdim.'

Chris Ogidih'in Portresi, portrenin elit bir sanat olduğu fikrine meydan okur. Geleneksel olarak portresi yapılmayacak sıradan birini model olarak seçen Aitchison, bu konudaki kalıpların dışına çıkmayı seçer. Tamamlanmamış gibi gözüken, yumuşak dokumaya benzer boyama tarzı resmi özensiz gösterse de canlı tablonun pembe arka planı ve siyah süslü çerçevesi modeli çerçeveleyerek bunun kesinlikle bir portre olduğunu gösterir. Model ve ressam arasındaki ilişki ve güç dinamikleri ilginçtir. Her ne kadar Chris Ogidih, Aitchison için modellik yapıyor olsa da, sanatçı ve Ogidih arasında dinamik bir ilişki varmış gibi görünüyor. Ressamın yönettiği ve baskın olduğu bir ilişkiden ziyade aralarında bir tür paylaşım olduğu hissediliyor. Bir kaşı yukarıda sevecen bir şekilde gülümseyen ve bakışlarını doğrudan sanatçıya yöneltmeyen Ogidih'in yüzünde tanıdık bir ifade var.
Michael Fullerton
Ultramarine, 2014

Somerset gazete kağıdı üzerine serigraf, 66 x 100 cm, © Sanatçının izniyle
Michael Fullerton'un yağlı boya resim ve baskı formundaki portreleri, ABD'de telif hakkı ihlali, elektronik dolandırıcılık ve 500 milyon dolar değerinde para aklama gibi suçlardan ceza alan dosya paylaşma hizmeti Megaupload'ın kurucusu Kim Dotcom'un iki farklı temsilini yansıtır. Fullerton bu tartışmalı kişilikle görüşmek için Yeni Zelanda'ya gitmiştir. Bu portrelerde önemli bir şahsın portre edilmesi fikri üzerinden ilerleyen Fullerton, çevrimiçi güvenlik ve veri sahipliği ile ilişkilendirilen, günümüzün güçlü ve gizemli bir kişiliğini resmediyor.

Fullerton, Kim Dotcom Ev Hapsinde, Dotcom Konağı, Auckland 2013 (İkinci Versiyon) eserinde Kim Dotcom'u, üzerinde tulumu ve ayağında terlikleriyle soluk bir renk skalasında bir arazide tam boy resmederek geleneksel portre ressamlığına işaret ediyor. Fullerton, eserin başlığı ve bu beklenmedik arka planın önünde dikkat çeken kıyafetiyle Kim Dotcom'un tutukluluğunu vurguluyor.

Ultramarine'de ise Fullerton, Kim Dotcom'un yüzünü neredeyse bir maskeye çeviriyor. Boynun eksikliği ve gözlerindeki aydınlık, tam boydan alınan klasik resme kıyasla farklı bir Dotcom portresi ortaya çıkarıyor. Parlak ve modern tam yüz portre, teknoloji start-up kahramanının kimliği ve tartışmalı finansal ilişkilerine daha yakın duruyor. Fullerton'un bu iki eseri, portre sanatçısının aynı kişiyi bambaşka iki şekilde resmetme becerisini yansıtır ve izleyicinin modele dair beklentilerini alt üst eder.
Michael Fullerton
Kim Dotcom Ev Hapsinde, Dotcom Konağı, Auckland 2013 (İkinci Versiyon) (Kim Dotcom Under House Arrest, Dotcom Mansion, Auckland 2013 (Second Version)), 2014

Keten üzerine yağlı boya, 200 x 105 cm, © Sanatçı ve Carl Freedman Galeri, Londra’nın izniyle
Michael Fullerton'un yağlı boya resim ve baskı formundaki portreleri, ABD'de telif hakkı ihlali, elektronik dolandırıcılık ve 500 milyon dolar değerinde para aklama gibi suçlardan ceza alan dosya paylaşma hizmeti Megaupload'ın kurucusu Kim Dotcom'un iki farklı temsilini yansıtır. Fullerton bu tartışmalı kişilikle görüşmek için Yeni Zelanda'ya gitmiştir. Bu portrelerde önemli bir şahsın portre edilmesi fikri üzerinden ilerleyen Fullerton, çevrimiçi güvenlik ve veri sahipliği ile ilişkilendirilen, günümüzün güçlü ve gizemli bir kişiliğini resmediyor.

Fullerton, Kim Dotcom Ev Hapsinde, Dotcom Konağı, Auckland 2013 (İkinci Versiyon) eserindeKim Dotcom'u, üzerinde tulumu ve ayağında terlikleriyle soluk bir renk skalasında bir arazide tam boy resmederek geleneksel portre ressamlığına işaret ediyor. Fullerton, eserin başlığı ve bu beklenmedik arka planın önünde dikkat çeken kıyafetiyle Kim Dotcom'un tutukluluğunu vurguluyor.

Ultramarine'de ise Fullerton, Kim Dotcom'un yüzünü neredeyse bir maskeye çeviriyor. Boynun eksikliği ve gözlerindeki aydınlık, tam boydan alınan klasik resme kıyasla farklı bir Dotcom portresi ortaya çıkarıyor. Parlak ve modern tam yüz portre, teknoloji start-up kahramanının kimliği ve tartışmalı finansal ilişkilerine daha yakın duruyor. Fullerton'un bu iki eseri, portre sanatçısının aynı kişiyi bambaşka iki şekilde resmetme becerisini yansıtır ve izleyicinin modele dair beklentilerini alt üst eder.
Jake ve Dinos Chapman
Zevk ve Kazanç için Resim Yapmak: Yağlı Boya, Tuval ve Ahşapta Sahaya Özgü Performansa Dayalı Bir Beden Sanatı Eseri (Boyutlar Değişken) (Painting for Pleasure and Profit: a Piece of Site-specific Performance-based Body Art in Oil, Canvas and W

Tuval üzerine yağlı boya, 30,5 x 25,3 cm, © Jake and Dinos Chapman. Tüm Hakları Saklıdır, DACS 2015
Jake ve Dinos Chapman 2006'da Frieze Güncel Sanat Fuarı'nda bir ressam stüdyosu inşa etmiş ve beş gün boyunca ücretini ödeyen herkesin portresini yapmıştır. Yarım saatlik teslim sürelerinde tamamlanan portreler, turistik yerlerdeki kara kalem portre stantlarına benzer stüdyo enstalasyonu ve performansı ile, demode bir sanatsal üretim biçimi olan sipariş üzerine portre geleneğini yansıtır. Chapman kardeşler, ticarileşmiş güncel sanat dünyasında sanatçının rolünü ve bunun küresel kapitalizm ile ilişkisini sorgulayarak bir senaryo yaratmıştır. Buna göre koleksiyoncunun sıra beklemesi, yarım saat poz vermesi ve hiçbir inceliği olmayan bir resme para ödemesi gerekir. Bu şekilde Chapmanlar sanat müşterilerinin geleneksel portrelerinde sanatçı ve model arasındaki iktidar ilişkisini tersine çevirir. Chapmanların yaptığı portreler, modellerin gerçek temsillerinden çok, kendilerini ifade etmelerine ve alışılmadık hayal güçlerinin özgürce hüküm sürmesine yönelik üretilmiştir. Burada sergilenen resim, British Council'da 20 yılı aşkın süre boyunca Görsel Sanatlar direktörlüğü görevini üstlenmiş olan Andrea Rose'un portresidir.
Gary Hume
Cerith, 1998

Serigraf, 108.6 x 83.9 cm, © Sanatçının izniyle
Kavramsal sanatçı Cerith Wyn Evans'ın portresi, eskiden beri süregelen sanatçı arkadaşlıklarını portreleme geleneğine çağdaş bir yorum niteliğindedir. Arka planda parlak sarı kullanarak parlak mavi saçlarla bir zıtlık kuran Hume, geometrik bir his veren dümdüz bir yüzey yaratmayı başarmıştır. Gözleri, belirgin kirpikleri ve kulakları dışında Evans'ın yüz hatları belirsizdir. Hume, yalnızca kısıtlı mimik sunar veyetersiz detaylar verir. Bu şekilde izleyici bu bilgileri bir araya getirerek hikayeyi tamamlayabilir. Tanınan bir sanatçının basitleştirilmiş formlarla oluşturulan bu jenerik resmi, önemli bir kişiliğin kendisine benzer şekilde portre edilmesi yönündeki geleneksel anlayışa karşı çıkar.
John Davies
P D'nin Başı (Head of P D), 1976/80

Reçine, 25,5 cm yükseklikte, © John Davies, Marlborough Fine Art izniyle
Bilgi çağında maddeselliği nasıl konumlandırıyor ve tartışıyoruz? P D'nin Başı portrenin maddeselliğine dair bir yorum. Heykel ve kaidesi, portrenin seçkin sınıfa ait bir sanat olduğunu çağrıştırıyor. Büst doğal boyutlardadır fakat heykelin yüz hatları, kabaca ve muğlak bir şekilde aktarıldığı için kişinin kim olduğu belirsizdir. Gözler, figürün geri kalanından ayrı üretilip yerleştirildiği için heykelin bakışlarını yakalamak zordur. Klasisizm akımı heykeline özgü nitelikler barındırsa da tebeşirimsi gri renk ve gözlerin etrafındaki koyu halkalar, burun ve dudaklar zaman dilimini karmaşıklaştırır. John Davies, portresi yapılan kişinin yeri, yaşı, cinsiyeti ve sosyal statüsünü belirsiz bırakır. Nicholas Wasley'nin söylediği gibi Davies, 'Eserlerinin özü olarak sürekli "sıradan olan"dan bahseder ve sıra dışı cihazlar ve tüm o gerçekçiliğe başvurmadan aynı odağı insanlık halinde de yakalamak istediğinden söz eder.'
Lubaina Himid
1792, 2015

Tuval üzerine akrilik, 45,3 x 64 cm, © Sanatçı ve Hollybush Gardens’ın izniyle
Geleneksel tarih anlayışını sorgulayarak tarihin farklı geçmişleri bir arada bulundurması gerektiğini vurgulayan Lubaina Himid, Kayıp Seçim (Lost Election) başlıklı poster serilerinin devamı olarak Afrika kökenli yüzlerin portresini yapar. Portreler gösterişli birer seçim posteri işlevini görür. Eserin başlığı 1792 , Toussaint L’Ouverture'un Haiti ayaklanmasının askeri lideri olduğu tarihe atıfta bulunur. Portresi yapılan kişi soğuk ve şüpheci bakışlarla başka bir yöne bakarken beyaz tüylü siyah bir şapkayla resmedilmiştir. Yüzündeki pembemsi boya bir yara izlenimi verir ve boyanın sağ omzuna kadar devam etmesi kan lekesiniçağrıştırır. Gömleğinin düğmesinin üzerinde 'oy ver' yazar. 2015 tablosu, 1792'dekiyle aynı pembe tonundaki gömleğiyle modern giyimli siyahi bir adamı resmeder. Bu eserde portresi yapılan kişinin ise yakasında 'oy ver' sözü bulunur. Arasında iki yüzyıldan fazla zaman aralığı olan dönemlere atıfta bulunan iki portre benzer bir yüze odaklandıkları ve politik özgürlük fikrini destekledikleri için birbirine benzer.
Lubaina Himid
2015, 2015

Tuval üzerine akrilik, 45,3 x 64 cm, © Sanatçı ve Hollybush Gardens’ın izniyle
Geleneksel tarih anlayışını sorgulayarak tarihin farklı geçmişleri bir arada bulundurması gerektiğini vurgulayan Lubaina Himid, Kayıp Seçim (Lost Election) başlıklı poster serilerinin devamı olarak Afrika kökenli yüzlerin portresini yapar. Portreler gösterişli birer seçim posteri işlevini görür. Eserin başlığı 1792 , Toussaint L’Ouverture'un Haiti ayaklanmasının askeri lideri olduğu tarihe atıfta bulunur. Portresi yapılan kişi soğuk ve şüpheci bakışlarla başka bir yöne bakarken beyaz tüylü siyah bir şapkayla resmedilmiştir. Yüzündeki pembemsi boya bir yara izlenimi verir ve boyanın sağ omzuna kadar devam etmesi kan lekesiniçağrıştırır. Gömleğinin düğmesinin üzerinde 'oy ver' yazar. 2015 tablosu, 1792'dekiyle aynı pembe tonundaki gömleğiyle modern giyimli siyahi bir adamı resmeder. Bu eserde portresi yapılan kişinin ise yakasında 'oy ver' sözü bulunur. Arasında iki yüzyıldan fazla zaman aralığı olan dönemlere atıfta bulunan iki portre benzer bir yüze odaklandıkları ve politik özgürlük fikrini destekledikleri için birbirine benzer.
Richard Hamilton
Vasiyetname (Testament), 1993

Tuval üzerine cibachrome baskı üzerine yağlı boya, 82 x 60 cm, © R.Hamilton. Tüm Hakları Saklıdır, DACS 2015
Vasiyetname, Pop sanatının tanınan yüzü Richard Hamilton'un Japonya Prensi Naruhito ile Masaka Owada'nın evlilik fotoğrafına yaptığı bir müdahaledir. Prens Naruhito’nun aristokrat bir geçmişe sahip olmayan Owada ile evliliği zamanında tartışmaya yol açmış ve 1993'ün önemli olaylarından biri haline gelmiştir. Medya, pop kültürü ve günlük olaylardan ilham alan bir sanatçı olarak Hamilton fotoğrafın genişletilmiş versiyonunu bir tuvale aktarmış ve üzerini boyamıştır. Bu fotoğraftan küresel medya aracılığıyla haberdarolması, bu hikayeyi ele alarak ona kendi yorumunu katmasını sağlamıştır. Bu portrede kadın-erkek ikiliği öne çıkar. Ayakta duran Prens Naruhito Batılı tarzda beyaz ve siyah bir takım giyerken Masaka Owada sanatçının fırça darbeleriyle daha da canlanan rengarenk geleneksel bir kıyafet giymektedir. Owada tuval üzerinde geniş bir yer kaplasa da Prens Naruhito varlığını güçlü bir şekildehissettirir. Çift arasındaki mesafe ve yüzlerindeki gergin ifade, sınıfların evlilikle birleşmesinin yansımasına gerçekçi bir bakış katar.
Madame Yevonde
Tarihin İlham Perisi Bayan Anthony Eden (Mrs. Anthony Eden as the Muse of History), 1935

Arşivsel Pigment Transfer Baskı, 50,7 x 40,6 cm, © The Yevonde Portrait Archive
Madame Yevonde, 20. yüzyılın başlarında eserler üretmiş önemli bir kadın fotoğrafçıydı. Birçok farklı teknik ve türde deneysel çalışmalar yapan Yevonde, o dönemde kadınların toplumsal cinsiyet rollerini ve toplumdaki güncel yerini resmeder. Film banyosu tesisi olan Vivex'in savaş dolayısıyla kapanmasına kadar 1932 ve 1940 yılları arasında renkli fotoğrafla uğraşmıştır. Tarihin İlham Perisi Bayan Anthony Eden, Yevonde'nin Tanrıçalar serisine ait bir eserdir. Tablo, ironik bir şekilde tarihin ilham perisi olarak tanımlanan Britanya dışişleri bakanının karısı Bayan Anthony Eden'i resmeder. Sürrealist ikonografi, abartılı ifadeler, dekorların yapaylığı ve sosyete portresi üslubu, ensest Britanya aristokrat çevreleriyle alay etmeye yardımcı olur (Rogers, 1999). Yevonde objektifini mavi bir selofanla kaplayarak ve modelinin yanına bir büst yerleştirerek çok güncel bir görsel, zamansız ve güçlü bir portre elde etmiştir. Yevonde, Venüs Büstüyle Natürmort başlıklı fotoğrafa, yüksek sosyete portresi görüntüsünü veren bir dekor ve ikisi arasındaki farkı vurgulayan bir başka heykel yerleştirmiştir. Resim, portre fotoğrafçılığının yapay doğasını ve inandırmaya yönelik becerisini yansıtır. Kriz tablosunun diğer iki esere kıyasla daha farklı bir havası vardır ve Yevonde'nin savaşın başlangıcından önce tamamladığı son eser olarak geleceğe atıfta bulunur. Bu durum, yanında birkaç yaprağı yere düşmüş parlak kırmızı bir sardunyanın durduğu gaz maskesi giyen Romalı figürün neyi temsil ettiğine dair spekülasyona sebep olmuştur. Her ne kadar natürmort bir eser olsa da maskenin konumu, büst ve dekor yerleştirmesi açısından Yevonde'nin portre fotoğraflarını hatırlatır. Yevonde bu yaklaşımıyla portre fotoğrafçılığına atfedilen gerçekliği ve gerçekle kurgu arasındaki ayrımı sorgular.
Madame Yevonde
Venüs Büstüyle Natürmort (Still Life with Bust of Venus), 1938

Kalıcı Boya- Orijinal Negatif filmden baskıya aktarım, 50,7 x 40,6 cm, © The Yevonde Portrait Archive
Madame Yevonde, 20. yüzyılın başlarında eserler üretmiş önemli bir kadın fotoğrafçıydı. Birçok farklı teknik ve türde deneysel çalışmalar yapan Yevonde, o dönemde kadınların toplumsal cinsiyet rollerini ve toplumdaki güncel yerini resmeder. Film banyosu tesisi olan Vivex'in savaş dolayısıyla kapanmasına kadar 1932 ve 1940 yılları arasında renkli fotoğrafla uğraşmıştır. Tarihin İlham Perisi Bayan Anthony Eden, Yevonde'nin Tanrıçalar serisine ait bir eserdir. Tablo, ironik bir şekilde tarihin ilham perisi olarak tanımlanan Britanya dışişleri bakanının karısı Bayan Anthony Eden'i resmeder. Sürrealist ikonografi, abartılı ifadeler, dekorların yapaylığı ve sosyete portresi üslubu, ensest Britanya aristokrat çevreleriyle alay etmeye yardımcı olur (Rogers, 1999). Yevonde objektifini mavi bir selofanla kaplayarak ve modelinin yanına bir büst yerleştirerek çok güncel bir görsel, zamansız ve güçlü bir portre elde etmiştir. Yevonde, Venüs Büstüyle Natürmort başlıklı fotoğrafa, yüksek sosyete portresi görüntüsünü veren bir dekor ve ikisi arasındaki farkı vurgulayan bir başka heykel yerleştirmiştir. Resim, portre fotoğrafçılığının yapay doğasını ve inandırmaya yönelik becerisini yansıtır. Kriz tablosunun diğer iki esere kıyasla daha farklı bir havası vardır ve Yevonde'nin savaşın başlangıcından önce tamamladığı son eser olarak geleceğe atıfta bulunur. Bu durum, yanında birkaç yaprağı yere düşmüş parlak kırmızı bir sardunyanın durduğu gaz maskesi giyen Romalı figürün neyi temsil ettiğine dair spekülasyona sebep olmuştur. Her ne kadar natürmort bir eser olsa da maskenin konumu, büst ve dekor yerleştirmesi açısından Yevonde'nin portre fotoğraflarını hatırlatır. Yevonde bu yaklaşımıyla portre fotoğrafçılığına atfedilen gerçekliği ve gerçekle kurgu arasındaki ayrımı sorgular.
Madame Yevonde
Kriz (Crisis), 1939

Kalıcı Boya- Orijinal Negatif filmden baskıya aktarım, 50,7 x 40,6 cm, © The Yevonde Portrait Archive
Madame Yevonde, 20. yüzyılın başlarında eserler üretmiş önemli bir kadın fotoğrafçıydı. Birçok farklı teknik ve türde deneysel çalışmalar yapan Yevonde, o dönemde kadınların toplumsal cinsiyet rollerini ve toplumdaki güncel yerini resmeder. Film banyosu tesisi olan Vivex'in savaş dolayısıyla kapanmasına kadar 1932 ve 1940 yılları arasında renkli fotoğrafla uğraşmıştır. Tarihin İlham Perisi Bayan Anthony Eden, Yevonde'nin Tanrıçalar serisine ait bir eserdir. Tablo, ironik bir şekilde tarihin ilham perisi olarak tanımlanan Britanya dışişleri bakanının karısı Bayan Anthony Eden'i resmeder. Sürrealist ikonografi, abartılı ifadeler, dekorların yapaylığı ve sosyete portresi üslubu, ensest Britanya aristokrat çevreleriyle alay etmeye yardımcı olur (Rogers, 1999). Yevonde objektifini mavi bir selofanla kaplayarak ve modelinin yanına bir büst yerleştirerek çok güncel bir görsel, zamansız ve güçlü bir portre elde etmiştir. Yevonde, Venüs Büstüyle Natürmort başlıklı fotoğrafa, yüksek sosyete portresi görüntüsünü veren bir dekor ve ikisi arasındaki farkı vurgulayan bir başka heykel yerleştirmiştir. Resim, portre fotoğrafçılığının yapay doğasını ve inandırmaya yönelik becerisini yansıtır. Kriz tablosunun diğer iki esere kıyasla daha farklı bir havası vardır ve Yevonde'nin savaşın başlangıcından önce tamamladığı son eser olarak geleceğe atıfta bulunur. Bu durum, yanında birkaç yaprağı yere düşmüş parlak kırmızı bir sardunyanın durduğu gaz maskesi giyen Romalı figürün neyi temsil ettiğine dair spekülasyona sebep olmuştur. Her ne kadar natürmort bir eser olsa da maskenin konumu, büst ve dekor yerleştirmesi açısından Yevonde'nin portre fotoğraflarını hatırlatır. Yevonde bu yaklaşımıyla portre fotoğrafçılığına atfedilen gerçekliği ve gerçekle kurgu arasındaki ayrımı sorgular.
Sarah Lucas
Üzerimde Bir Somon #3 1997 (Got A Salmon On #3 1997), (1999)

Suluboya kağıdı üzerine iris boyası, 80 x 60 cm, © Sanatçı ve Sadie Coles HQ, Londra
Sarah Lucas otoportre serilerinde sert bakışlarla maskülen pozlar vererek toplumsal cinsiyet temsillerine meydan okur. Bu otoportreler kuru kafa veya somon gibi mecazi natürmort unsurlarla düzenlenmiştir ve sanatçıyı haşin, bağımsız, maço, şehvetli ve kararlı bir kadın olarak yansıtır. Lucas, iki fotoğrafta da doğrudan kameraya bakar. Kafatasıyla Otoportre 1996'da Lucas, bacaklarının arasında duran bir kuru kafa ile bacakları açık şekilde oturur. Bu düzenleme, ölüm içgüdüsü ve haz ilkesi gibi psikanalitik kavramların aslında birbirine benzediğini gösterir. Üzerimde Bir Somon #3 fotoğrafı ise kadın arzusuna dair bir metafor işlevi görür. Lucas eserlerinde otoportreyi imgelemle güçlü bir kimlik yaratmak ve geleneksel toplumsal cinsiyet beklentilerine meydan okumak için bir araç olarak kullanır.
Sarah Lucas
Kafatasıyla Otoportre 1996 (Self Portrait With Skull 1996), (1999)

Suluboya kağıdı üzerine iris boyası, 80 x 60 cm, © Sanatçı ve Sadie Coles HQ, Londra
Sarah Lucas otoportre serilerinde sert bakışlarla maskülen pozlar vererek toplumsal cinsiyet temsillerine meydan okur. Bu otoportreler kuru kafa veya somon gibi mecazi natürmort unsurlarla düzenlenmiştir ve sanatçıyı haşin, bağımsız, maço, şehvetli ve kararlı bir kadın olarak yansıtır. Lucas, iki fotoğrafta da doğrudan kameraya bakar. Kafatasıyla Otoportre 1996'da Lucas, bacaklarının arasında duran bir kuru kafa ile bacakları açık şekilde oturur. Bu düzenleme, ölüm içgüdüsü ve haz ilkesi gibi psikanalitik kavramların aslında birbirine benzediğini gösterir. Üzerimde Bir Somon #3 fotoğrafı ise kadın arzusuna dair bir metafor işlevi görür. Lucas eserlerinde otoportreyi imgelemle güçlü bir kimlik yaratmak ve geleneksel toplumsal cinsiyet beklentilerine meydan okumak için bir araç olarak kullanır.
Tracey Emin
Kendimin Dışında (Anıt Vadisi) (Outside Myself (Monument Valley)), 1994

Fotoğraf, 65 x 81 cm, © Sanatçı, Tüm Hakları Saklıdır, DACS 2015
Tracey Emin Kendimin Dışında (Anıt Vadisi) eserinde, sanatçının kendi portresini nasıl yansıttığı üzerine düşündürür.Bu fotoğrafta Emin, hayatının ilk 13 yılı ile ilgili olan Ruhun Keşfi (Exploration of the Soul) başlıklı el yapımı kitabını okuyor. Bu seri için büyük annesinin sandalyesinde oturarak Amerika'nın farklı yerlerinde poz veren Emin, elinde bir kitapla poz vermesine rağmen kameraya hükmeden bakışlar yöneltir. Üzerinde 'Teşekkürler anne' yazan sandalyede otururken bir anlamda elinde çocukluğuyla poz verir. Bir otoportrede kişinin benliğinin dışında olması ne anlama gelir? Bir otoportre, çocukluğun sembolik olarak portreye dahil edilmesiyle birlikte, kişinin gerçek benliğini yansıtabilir mi? Emin bu fotoğrafta kimlik, cinsellik ve kendi üzerine düşünmekle ilgili sorular sorar.
Morag Keil
İsimsiz (cep telefonuyla otoportre) (Untitled (self-portrait with mobile phone)), 2013

Tuval üzerine yağlı boya, 50 x 70 cm, © Sanatçının izniyle
Cep telefonu neden bu otoportrenin bir parçası? Keil’ın eserinde dijital, bedenin adeta bir parçası haline gelen cep telefonu ile vücut buluyor. Sanatçı otoportresine cep telefonunu dahil ederek ve onu kendisinin bir parçasıymış gibi sunarak dijitalin fizikselliğini sorguluyor. Cep telefonları birçok tanıdık yüze kapı açıyor. Sosyal medya, ağlar aracılığıyla birbirine bağlı yüz görsellerinin varlığından besleniyor. Bazen nesneler eşliğinde sunulan, bazen de dijital olarak değiştirilen bu fotoğrafların büyük bir çoğunluğunu otoportreler oluşturuyor. Teknolojinin temsili bir aletle kendi portresini yapan Keil, fiziksel ve dijital arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor.
Kenny Macleod
Robbie Fraser, 1999

BetaCam SP Video, 17 dk., © Sanatçının izniyle
'Birtakım şeylerin çok daha rahatsız edici şekilde karmakarışık olmasını umut ediyorum.'

Kenny Macleod, izleyicinin tutarlı bir kişisel hikaye dinlemebeklentisiyle oynayarak video aracılığıyla çoklu benlikleri ve farklı kimlikleri ifade ediyor. Kameraya doğrudan bakışı, özellikle bu tip videoları paylaşmak için YouTube'un başlıca platform haline gelmesinden beri yaygınlaşan vlogları andırır. Bu format görsel olarak tanıdık olsa da anlatıdaki çelişkiler kafa karıştırır. Robbie Fraser kendisini bu 100 kelimelik metinlerde tekrar tekrar tanıtır ve her kısa hikayede mesleği, ilişki durumu ve cinsel yönelimi değişir. Tutarsızlıklar olduğu için asla anlaşılamayan hikayenin tamamı bizi içine çeker, izlemeye devam etmeye iter ve bilgileri bir araya getirerek ve varsayımlar yaparak hikayenin tamamını anlamlandırmaya yöneltir. Fakat, bu 100 kelimelik bölümlerden tutarlı bir hikaye çıkarmak mümkün olmaz ve kişisel detayları açığa çıkarmaya yönelik arzumuz tatmin edilmemiş olur. Bu eser görünen ve asıl olan arasındaki farkı, kalıp yargıları, kültürel hassasiyetleri ve bir şeyleri anlamlandırmak üzere onları sınıflandırmaya yönelik eğilimimizi sorguluyor.
Chris Ofili
İsimsiz (Untitled), 1996

Tuval üzerine karışık teknik, 9 x 7 cm, © Sanatçının izniyle
'O tablolardaki tek kişi benim.'

Oldukça abartılı hatları olan bu siyahi kişinin küçük portresi, boyutundan dolayı samimiyet ve savunmasızlık duygularını uyandırır. Portredeki yüz, sigara paketi büyüklüğündeki tuvale zar zor sığmaktadır. Boynun resmedilmemesi portreye bir maske görünümü verir. Tablonun boyutu 16. yüzyıl elit sınıf kültürünün bir parçası olan minyatür portreleri andırır. Fakat bu eserde, minyatür portrelerin aksine, Ofili adeta daha önce karşılaştığı bir yüzü birden hatırlayıp hızlıca çizmiş gibidir. Portresi yapılan kişinin kimliği bilinmiyor veeser isimsiz. Stuart Morgan'a (1994) göre Ofili, 'Siyahi insanların bir dizi portresini yapmıştır; bir baba, bir anne ve bir çocuk. Bu eserleri kimlik algısına temas eder. Aslında tüm bunlar kendi kimliğiydi.' Ofili'nin, 'O tablolardaki tek kişi benim,' sözü, Morgan'ın eserlerine dair okumasıyla birleşince, sanatçının benliğin çeşitliliği üzerine çalıştığı düşünülebilir. İsimsiz British Council Koleksiyonu'ndaki en küçük resimdir.
Mark Wallinger
Emily Davison olarak Otoportre (Self Portrait As Emily Davison), 1993

Alüminyum üzerine fotoğraf, 137 x 89 cm © Sanatçının izniyle
Kendisini jokey kostümüyle bir hipodromun önünde konumlandıran Wallinger'in, 20. yüzyılın başlarında Britanya'da kadınların oy hakkı için mücadele eden bir süfrajet olan Emily Davison olarak otoportresi, toplumsal cinsiyet, feminizm ve sosyal sistemleri ele alır. Wallinger toplumsal cinsiyet simgeleriyle oynayarak rolleri tersine çevirir. Üzerindeki kıyafet, at binmeyi birçok formaliteyi içinde barındıran bir spor olarak yansıtır. Mor, beyaz ve yeşil renklerdeki kıyafeti, İngiltere’de kadınların oy hakkı için mücadele eden Sosyal ve Siyasi Kadınlar Birliği’ni (Women’s Social and Political Union) temsil eden renklerden oluşuyor: mor onuru, beyaz saflığı ve yeşil umudu temsil ediyor. Jokey olmanın getirdiği bireysellikten yoksun olma durumu ve jokeylerin aristokrasi arasındaki görünürlüğü, jokeyin sınıf ve toplumsal cinsiyetini tanımlamaya yönelik sorular uyandırır. Balık gözü objektifiyle oluşturulan dairesel kompozisyonun ortasında jokey kıyafetleri ile cüretkar şekilde gülümsediği portresiyle sosyal değerleri yorumlayan Wallinger, geleneksel Royal Ascot hipodromunun törensi ve yapay yapısının altını çizer.
David Shrigley
Portreniz Buraya (Your Portrait Here), 1998

C Print Baskı (diptik), 15,2 cm x 20,3 cm, © Sanatçının izniyle
Shrigley'nin Portreniz Buraya başlıklı eseri, sanatçının bir otobüsteki yolculara el yazısıyla yazdığı notu ve eskiz şeklindeki basit bir portreyi gösterir. Soldaki fotoğraf bizi 1997 yılından bir otobüsün içine götürüyor. Beyaz tahtada 'PORTRENİZ BURAYA (İSTEDİĞİNİZ TARZDA) 10- ŞOFÖRE DANIŞIN' yazar. Sürücü koltuğunda oturan şoför dikiz aynasından görülür. Sağ tarafta, şoförün görülmediği farklı bir otobüsün fotoğrafındaki beyaz tahtanın üzerinde ise eskiz biçiminde bir portre vardır. Farkında olmadan kendimizi tanımadık yüzlere bakarken bulduğumuz toplu taşıma araçlarında, bakışlarımız yabancı yüzler, telefon ekranımızdaki yüzler ve dikiz aynasında karşılaştığımız kendi yüzümüz arasında gidip gelir. Bu gündelik ve sıradan durumdan yola çıkan Shrigley, yolcuları kendi portrelerini araçtaki tahtaya çizmeye davet eden komik bir senaryo yaratır. Kamusal alanda siyasi figür veya aristokratların seçkin portrelerine denk gelme deneyimimizi, sıradan insanların çizimlerine rastladığımız bir deneyime dönüştürmeyi denemiştir.
  • Tanışıyor muyuz?

    Dugu Merzifonluoğlu

  • Frank Auerbach

    When Stephen Smith Met Artist

  • Mary McCartney

    On Frank Auerbach

  • Lucian Freud

    Stüdyosunda

  • Lucian Freud

    Portreler

  • Gary Hume

    Stüdyo Ziyareti

  • The Art of Dissonance

    Lubaina Himid, Alan Kane ve Ed Hall

  • Lubaina Himid

    Turner Ödülü 2017

  • Madame Yevonde

    Tanrıçalar

  • Talking To

    Tracey Emin

  • Sarah Lucas

    Venice 2015

  • Chris Ofili

    No Woman, No Cry

  • Mark Wallinger

    Manifesto Marathon 2008

  • David Shrigley

    Sanatçı Hakkında

  • David Shrigley

    Stüdyoma Hoşgeldiniz

  • Jake And Dinos Chapman

    Konuşmada

  • Commissioning Portraits

    The National Portrait Gallery

Sen de katıl

Sergide yer almak için profil fotoğrafınızı yükleyin.
YÜKLE

Fotoğrafınızı Yükleyin

Fotoğrafınızı bilgisayarınızdan seçebilir ya da Facebook/Twitter hesaplarınız ile bağlanarak profil fotoğrafınızı yükleyebilirsiniz.
    Seç:

Bilgilerini Kontrol Et

Bilgilerin eksik ya da hatalı. Lütfen kontrol edip tekrar dene.
TEKRAR DENE

Teşekkürler

Fotoğrafınız başarıyla yüklendi. Fotoğrafınız onaylanınca sizi e-posta ile haberdar edeceğiz. 
TEKRAR YÜKLE

Tanışıyor muyuz?

Sergi hakkında düzenli olarak bilgilenmek için E-Bülten listemize kayıt olabilirsiniz. Kayıt olmak için aşağıdaki kutuya E-Posta adresinizi girip 'Kayıt Ol' butonuna tıklamanız yeterli.