Tanışıyor muyuz? | British Council Türkiye

Sergi Hakkında

Tanışıyor muyuz?
Küratör: Ulya Soley

Tanışıyor muyuz? sergisi, British Council Koleksiyonu'ndan portreler aracılığıyla, portrenin kalıplaşmış değer yargılarını sarsan gücünü keşfediyor.

Oldukça uzun bir geçmişi olan portre, yalnızca modelin bir görsel tasviri değil, aynı zamanda onun kişiliğini ve parçası olduğu kültürü ifade eden bir ifade biçimi. Kültürel eğilimleri, sosyal ilişkileri, kimlik politikalarını ve siyasi duruşu temsil eden portre, sanatçı ve model arasındaki ilişkiyi ve güç dinamiklerini yansıtan yönüyle de, başka bir figür aracılığıyla kurulan bir ilişki olarak karşımıza çıkıyor.

Geçmişte elit sınıfın bir geleneği olan portre, 'herkes portesini yaptıramaz' düşüncesinin hakim olduğu dönemde toplumsal sınıfa dair bir gösterge haline gelmiştir. Kimin portresinin yapılabileceği konusundaki kalıplar zamanla değişmiş, sanatçı ve model arasındaki güç ilişkisi, modelin ressam üzerindeki hakimiyetinin tersine evrilmiş veya ikili arasında karşılıklı ve eşit bir ilişkiye dönüşmüştür. Sanatçının farklı kimliklerini yansıtan otoportreler de önemli ifade araçları haline gelmiştir. Bugün ise görünmez olanı görünür, alışılmadık olanı sıradan hale getirmesi ve sınıfsal değişmezliğe karşı olmasıyla portre, çeşitliliği yansıtan önemli bir araç.

Temsil fikri portre ressamlığıyla birlikte sürekli değişmiş ve bununla birlikte kalıp yargılara, cinsiyetçi tanımlamalara, ırk ve sınıf temelli politikaya ve tarihe meydan okunmuştur. Koleksiyondan seçilen eserler de bu temsil fikrini yansıtıyor: portrenin çeşitli geleneksel varsayımlarına karşı çıkıyor, kimin portresinin yapılabileceği, portrenin öznesi ile ilgili ne kadar bilgiyi açığa çıkarabileceği ve portrenin doğruyu yansıtan güvenilir bir kaynak olup olmadığı gibi konuları tartışmaya açıyor.

Sergide Frank Auerbach, ücretli bir modeli resmederek yalnızca belirli insanların portresinin yapıldığına dayanan geleneksel fikre karşı geliyor. Jake ve Dinos Chapman, ticari bir sanat fuarında fuara ücret ödeyerek giren katılımcıların resimlerini yapmak için kurdukları stüdyoyla, sipariş üzerine porte yapma fikrini yeniden tanımlıyor ve güncel sanatı tiye alıyor. Lucian Freud'un eşi Kitty'nin gerçek boyutlu portresi, sanatçının, modelinin kişiliğiyle ilgili derin bir kavrayışı ortaya çıkartma hırsını yansıtıyor. Craigie Aitchison, elit bir uygulama olarak portrecilik fikrine meydan okuyan bir portre sunuyor. Michael Fullerton, temsilin farklı biçimlerini ve portre ressamlığında temsilin iktidarla nasıl ilişkilendirilebileceğini irdeliyor. Gary Hume, sanatçı Cerith Wyn Evans'ı resmettiği sade ve muğlak portresiyle, kamuya mal olmuş kişilerin portrede temsiline güncel bir yorum getiriyor.

John Davies'in eserinde portrenin maddeselliği öne çıkıyor. Lubaina Himid, portreyi kullanarak çok yönlü politik özgürlüğün önemi için mücadele veriyor. Richard Hamilton, fotoğrafla yaptığı müdahale ile sınıflararası geçişliliği resmediyor. Madame Yevonde, portre ve natürmort fotoğrafçılığı aracılığıyla gerçeklik ile kurgu arasındaki çizgiyi bulandırırarak yüksek sosyete rolleriyle alay ediyor. Tracey Emin'in otoportreleri, öz temsille ilgili sorular ortaya atıyor. Sarah Lucas, otoportre serisiyle toplumsal cinsiyet temsillerine karşı çıkıyor. Cep telefonlu oto portresinde Morag Keil, fiziksel ve dijital arasındaki ayrımı bulanıklaştırıyor. Kenny Macleod, izleyicilerin tutarlı bir hikaye dinlemekle ilgili beklentileriyle oynayarak video aracılığıyla farklı kimlikleri ifade ediyor. Chris Ofili'nin resminde, benliğin çeşitliliği öne çıkıyor. Mark Wallinger, kıvrak zekasıyla ulusal kimlik ve sınıfsal değişmezlik üzerine kafa yoruyor. Ve son olarak David Shrigley, kamusal alanda kimin portresinin ne şekilde görülebileceğini ters yüz eden cesur bir girişimde bulunuyor.

Geniş bir zaman aralığını kapsayan eserlerden oluşan sergi, güncel eserler de dahil olmak üzere Birleşik Krallık portre geleneğinin 80 yılını temsil ediyor. Tanışıyor muyuz? basit bir ifadeyle, yeni yüzler tanımaya bir davet.

Geri Dön